Public Ne Demek Ekşi? Hepimizin Biraz Kafasını Karıştırdığı O Kavram
Hayatımda öğrendiğim birçok kelime var ama bazıları var ki… Benim gibi her şeyi sorgulayan bir insan için bir türlü yerine oturmuyor. “Public” de onlardan biri. “Public” ne demek, ekşi? Herkesin “public” dediği ama kimsenin tam olarak anlamadığı o kelime… Gelin, bugün birlikte bu kelimeyi anlamaya çalışalım, biraz gülüp, biraz da kafa patlatalım.
Public’e İlk Bakış: “Aman Tanrım, Ne Bu?”
Geçenlerde arkadaş grubumda, bir tartışma sırasında bir anda “public” lafı geçti. İlk başta “Public ne demek?” diye soramadım tabii, çünkü en yakın arkadaşım Cemil’e “Ya, public işte ya!” dediği anda, grup halindeyiz, ortamda 4-5 kişi var ve ben “Abi, public’in tam anlamını kimse bilmiyor ama sormak da ayıp” diye düşündüm. En son, Cemil’le göz göze geldik, o an birbirimize bakarak gözlerimizde “Bunu bilmiyor muyuz?” diye sorguladık.
Cemil: “Ya, public işte… Kamusal alan falan diyorlar ya…”
Ben: “Kamusal alan ne ya? Ne alaka? O zaman ‘toplu alan’ diyorduk biz buna.”
Cemil: “Hayır, öyle değil. Şey… herkesin gördüğü, ulaşabildiği şey yani.”
Bunlar hep “Kamusal alan” lafını anımsatıyor, ama o an bir yanda “public” kelimesinin ne olduğuna dair daha derin bir şüphe oluşuyor.
Ekşi’deki Public Ne Demek?
O anda içimdeki klasik “Google’la ne kadar da basit çözebilirdim” hissi uyanıyor. Google’a yazıyorum: “Public ne demek ekşi?” Beklediğimden çok daha komik ve kafa karıştırıcı yorumlarla karşılaşıyorum.
“Public: Herkesin içinde olduğu şey. Bütün dünya görüyordur zaten.”
“Public: Yani, senin Instagram postunu herkes görebilir. Takipçi de gerekmez aslında.”
İçimden şöyle bir düşünce geçiyor: “Yani öyle mi? Herkesin içinde olduğu bir şey mi? Yani sokakta yürürken herkes görüyorsa public mi oluyorum? Bir parkta yürüyen her insan, public’e mi giriyor?”
Biraz daha aşağı kaydırdım. Bir yorum da şöyle diyor:
“Public: En net anlamı; ‘yayın yapma’ şeklinde düşünebilirsiniz. Mesela ben, twitter’da public bir tweet attım. Herkes görsün diye!”
Herhalde “public” hakkında düşündükçe daha da karışıyorum. Neyse ki, bir noktada bir kullanıcı “Aslında, ‘public’ ‘kamusal’ ya da ‘genel’ anlamına gelir, özel olmayan yani” yazıyor. “Evet, bu mantıklı!” diye düşünüyorum ve kendimi biraz daha rahat hissediyorum. Sonuçta, hepimiz bir noktada “kamusal” bir şeyler paylaşıyoruz.
Public’in Günlük Hayattaki Komik Hâli
Günümüz dünyasında “public” kelimesi, sosyal medya ve dijital dünyanın etkisiyle biraz da günlük hayatımıza girmeye başladı. Hepimiz her şeyimizi paylaşırken, bir yanda da “private” yani özel alan arayışındayız. Ama işte, o özel alanı bulmak da zor.
Mesela geçenlerde bir arkadaşım, bir kafede çalışırken yanındaki masaya oturan adamın telefonunu gördü. Adama bakarken “Haa, public” diye düşündüm ama tabii, içimden. Çünkü “Public” demek bir şeyin herkesin görmesi, ulaşabilmesi demek. Ama şu an gerçekten kimseye ait olmayan bir şey yok gibi.
Bir başka örnek: Bir arkadaşımın Instagram’da paylaştığı bir fotoğrafı, herkesin beğenmesine bakarken düşündüm. O kadar public ki, aslında kimse kimseyi tanımıyor, ama herkesin görmesini sağlayan tek şey işte o public paylaşımlar.
Bunu tabii biraz abartarak anlatıyorum, ama herhalde hepimiz bir noktada “public” olmak zorundayız, değil mi?
“Public” Olduğumu Fark Ettim!
Bir gün, ben de bir hikâye paylaştım Instagram’da. Yaşadım, büyüdüm, bir şeyler yazdım. O an fark ettim ki, benim de hayatım bir şekilde public olmuş. Bir dükkânda karşılaştığım bir kadına, “Ya, senin fotoğrafın çok güzelmiş, Instagram’da gördüm” dedi. O an, tüm sosyal medya hayatımın o kadının gözünde public olduğunu düşündüm. Bir an için sanki her an herkesin içinde yaşıyormuşum gibi hissettim.
Ve ardından geldiği soruya bakın:
Kadın: “Hani sen, şu Instagram fenomeni değilsin, değil mi?”
Ben: “Hayır, ben… public insanım ama fenomen değilim. Sadece… işte… paylaşıyorum.”
O an hissettiğim o gariplik ve “public” kelimesine karşı duyduğum kafa karışıklığı o kadar iyi anlaşılır bir hâl aldı ki, ben bile ne demek istediğimi tam olarak bilemedim. Bu da demek oluyor ki, bazen “public” olmanın bile bir sınırı yok. Bir noktada kendimizi çok “genel” hissediyoruz.
Sonuç Olarak Public
Evet, şimdi daha iyi anlıyorum: “Public” kelimesi aslında gerçekten basit bir şey ama o kadar çok katman barındırıyor ki, bir anda her şeyi, her hareketi, her kelimeyi “public” yapabiliyoruz. Bu yazıyı okurken, belki de tüm hayatımız bir şekilde public oluyordur. Kim bilir? Kimseye özel kalmayan bir dünyada yaşarken, her şeyin herkesle paylaşılması, en basit anlamıyla “public” oluyordur.
Ama ben de burada biraz kafa karıştırdım, değil mi? O zaman public olmak da biraz böyle bir şey işte…