Sevgili Uzu takipçileri, bugünkü yazımızda “Kelime-i tevhid okumanın faziletleri nelerdir” konusuna odaklanıyoruz.
Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında İçime Düşen Sessizlik
Benzer Bir Yazı: Kelepçenin anlamı nedir ?
Kayseri’de kış her zaman biraz sert gelir. Rüzgâr, şehrin taş sokaklarında dolaşırken insanın içine kadar işler. 25 yaşındayım ve bu şehirde büyüdüm. Çocukluğumdan beri alıştığım bu soğuk, artık sadece havaya değil, bazen içime de dokunuyor.
Son zamanlarda içimde tuhaf bir ağırlık var. Günlüklerime bile eskisi gibi uzun uzun yazamıyorum. Kalem elimde duruyor ama kelimeler sanki bana küsmüş gibi. Özellikle babamın hastaneye kaldırıldığı gün, içimde bir şeyler kırıldı. O günden sonra her şey daha yavaş, daha sessiz, daha derin hissettirmeye başladı.
O akşam, Kayseri’nin gri gökyüzü üstüme çökerken, içimdeki boşluğu ilk kez bu kadar net hissettim. Ne yapacağımı bilmiyordum. Sadece yürüdüm. Hunat Hatun civarına doğru ilerlerken ayaklarım beni nereye götürdüğünü umursamıyordu. Kalbimde tek bir şey vardı: anlam veremediğim bir çaresizlik.
Hastane Koridorlarında Başlayan İç Sarsıntı
Babamın hastane odasında yatan hali gözümün önünden gitmiyor. O güçlü adamın bir anda sessizleşmesi, gözlerinin yorgun bakışı, beni olduğum yerden kopardı.
Doktorun söylediği cümleler hâlâ kulaklarımda yankılanıyor. Her kelime, içimde ayrı bir boşluk açtı. Annemin sessizce dua edişi, kardeşimin duvara bakıp hiçbir şey söylememesi… O an anladım ki insan en çok sevdiğini kaybetme ihtimaliyle sarsılıyor.
O gün eve döndüğümde, evin ışıkları bile farklıydı. Sanki her şey biraz daha solmuş gibiydi. Odamda yalnız kaldığımda, defterimi açtım ama yazamadım. İçimdeki karmaşa kelimelere dönüşmüyordu.
Tam o sırada dilimden farkında olmadan bir şey döküldü:
“Lâ ilâhe illallah…”
Tekrar ettim. Bir kez daha. Sonra bir kez daha.
O an hiçbir şey değişmedi gibi görünüyordu ama içimde çok küçük bir yer yumuşadı. Sanki uzun zamandır kapalı duran bir pencere aralanmıştı.
Kelime-i Tevhid ile İlk Gerçek Yüzleşme
“Kelime-i tevhid okumanın faziletleri nelerdir?” sorusu o gece zihnime yerleşti. Daha önce bunu duyardım ama hiç bu kadar derin hissetmemiştim.
Sadece bir söz değildi bu. İçimde bir yere dokunan, beni yerimden kaldıran, kalbimi hafifleten bir şeydi.
O gece defterime yazdığım birkaç cümleyi hâlâ saklıyorum:
Günlükten bir parça
“Bugün çok yoruldum. Sanki dünya omuzlarıma çökmüş gibi. Babamın hastane odasındaki sessizlik hâlâ içimde. Konuşmak istemiyorum, kimseyle değil. Sadece ‘Lâ ilâhe illallah’ demek istiyorum. Çünkü başka hiçbir şey bu kadar gerçek gelmiyor.”
O satırları yazarken gözlerim doldu. Ama bu sefer ağlamak bile biraz hafifletmişti içimi. Sanki içimde biriken taşlar yavaş yavaş çözülüyordu.
İç Huzurun Kapısını Aralayan Zikir
Günler geçtikçe bu kelimeyi daha sık söylemeye başladım. Sabahları uyanınca, gece uyumadan önce, hastane koridorlarında beklerken… Her defasında aynı cümle ama her defasında farklı bir his.
“Lâ ilâhe illallah.”
Bazen umut gibi geliyor, bazen sabır gibi, bazen de sadece dayanma gücü gibi.
O an fark ettim ki bu zikir, insanın içindeki dağınıklığı toparlayan bir ip gibi. Kalbi bir yere bağlıyor. Savrulmayı azaltıyor. En önemlisi de insanı yalnız hissettirmiyor.
Babamın durumu ağırlaştıkça ben de içimde daha çok bu kelimeye tutundum. Sanki o kelimeyi söyledikçe, içimde görünmeyen bir güç beni ayakta tutuyordu.
Kayseri Sokaklarında Gece Yürüyüşleri
Bir gece yine evden çıktım. Kayseri’nin sokakları sessizdi. Soğuk hava yüzüme çarpıyor ama içimde garip bir sıcaklık vardı.
Hunat Camii’nin önünden geçerken durdum. Işıklar hafifçe yanıyordu. İçeri girmek istedim ama sadece kapının önünde durabildim. O an içimdeki karmaşa bir anda durdu.
Sessizlik içinde tekrar ettim:
“Lâ ilâhe illallah…”
O an ne bir mucize gördüm ne de her şey bir anda düzeldi. Ama içimde tuhaf bir şey oldu. Sanki kalbim daha düzenli atmaya başladı. Sanki dünya biraz daha katlanılabilir hale geldi.
Kelime-i tevhid okumanın faziletleri nelerdir diye düşünürken, cevabı kitaplarda değil, o sokakta buluyordum. İnsan bazen bilgiyi değil, hissi öğreniyor.
Sabırla Gelen İç Güç
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Kelime-i tevhid Hatmi Ne İçin Yapılır ?
Babamın hastane süreci uzadıkça, sabır kelimesi benim için yeni bir anlam kazandı. Önceden sabır sadece beklemekti. Ama şimdi sabır, içimdeki fırtınaya rağmen ayakta kalabilmekti.
Her zor anımda dilime aynı söz geliyordu:
“Lâ ilâhe illallah…”
Bu kelimeyi tekrar ettikçe içimde bir direnç oluşuyordu. Kırılmıyordum belki ama dağılmıyordum da.
Doktorun “durumu stabil” dediği gün, hastane koridorunda ilk kez derin bir nefes alabildim. Annemin gözlerindeki o kısa süreli rahatlama, bana aylar sonra gelen ilk gerçek mutluluktu.
O an anladım ki bazı faziletler anlatılmaz, yaşanır.
Gecenin Sessizliğinde Kendimle Konuşmak
O gece eve döndüğümde, defterimi açtım. Bu kez kelimeler kaçmıyordu.
Günlükten bir başka parça
“Bugün biraz nefes alabildim. Babamın durumu tamamen iyi değil ama en azından aynı yerde. İçimde hâlâ korku var ama yanında bir umut da var. Bunu nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Sadece ‘Lâ ilâhe illallah’ dediğimde içimdeki düğüm biraz çözülüyor.”
Yazarken fark ettim ki artık kaçmıyorum. Hissetmekten korkmuyorum. Acı bile olsa içimde bir şeyler yerli yerine oturuyor.
Kalbin Yumuşadığı Anlar
Zaman geçtikçe şunu daha net gördüm: İnsan en çok zorlandığında gerçek anlamda kendine yaklaşıyor.
Kelime-i tevhid, benim için sadece bir söz olmaktan çıkmıştı. İçimdeki dağınıklığı toparlayan, beni yeniden ayakta tutan bir ses gibi olmuştu.
Bazen sabahları uyanır uyanmaz söylüyordum. Bazen hastane koridorunda yürürken. Bazen de kimseye bir şey anlatamadığım anlarda.
Her defasında içimde aynı etkiyi bırakıyordu: sakinlik.
Hayatın İçinde Sessiz Bir Dönüşüm
Babam iyileşme sürecine girdikçe, ben de içimde değiştiğimi fark ettim. Daha önce önemsemediğim şeyler artık daha anlamlıydı. Küçük anlar bile değer kazanmıştı.
Bir bardak çayın buharı, hastane odasında babamın göz kırpışı, annemin sessiz gülümsemesi…
Hepsi bir bütün haline gelmişti.
Ve her şeyin ortasında aynı söz vardı:
“Lâ ilâhe illallah.”
Bu söz artık sadece bir zikir değil, hayatımın içinde bir dayanak olmuştu.
İçimde Büyüyen Farkındalık
“Kelime-i tevhid okumanın faziletleri nelerdir?” sorusunun cevabı artık benim için çok netti.
Bu söz;
İnsanı yalnızlıktan çıkarıyordu.
Kalbi yumuşatıyordu.
Sabır veriyordu.
Umudu diri tutuyordu.
En önemlisi de insanı hayata bağlıyordu.
Bunu bir kitap sayfasında değil, kendi hayatımın içinde öğrenmiştim.
Sonraki Günlere Kalan Sessiz Güç
Şimdi geriye dönüp baktığımda, o zor günlerin beni nasıl değiştirdiğini daha iyi görüyorum. Kayseri’nin soğuk sokakları, hastane koridorları, gece yürüyüşleri…
Hepsi bir şekilde beni bugünkü halime getirdi.
Kalbimde hâlâ izleri var o günlerin. Ama artık o izler ağır değil. Daha çok bana hatırlatıcı gibi.
Hayatın ne kadar kırılgan olduğunu, ama aynı zamanda ne kadar güçlü olabileceğini hatırlatıyor.
Ve ben her hatırladığımda içimden aynı söz geçiyor:
“Lâ ilâhe illallah…”
Umarız “Kelime-i tevhid okumanın faziletleri nelerdir” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Uzu ekibinden sevgilerle!