İçeriğe geç

Bilumum ne demek Osmanlıca ?

Bilumum Ne Demek Osmanlıca?

Bir gün, Kayseri’deki o eski kafelerde otururken, dedemi düşündüm. Gençliğinden bu yana ne kadar çok şey biriktirdi, ne kadar çok kelimeyle tanıştı… Dedem, eski kelimeleri öyle bir ustalıkla kullanır ki, dinlerken insan hayran kalır. Ama bazen, dedemin kullandığı bazı kelimeler, anlamlarını bilmediğim, biraz da şaşkınlıkla baktığım kelimelerdir. Mesela, bir gün oturduk kahve içiyorduk, derken dedem birden “Bilumum işler…,” dedi. Ne demekti bu? Düşünmeden edemedim.

İlk başta, kafamda bir kelime şüpheyle yankılandı: Bilumum. Osmanlıca bir kelimeydi ama neden dedem, bu kelimeyi kullanırken sanki eski zamanlardan bir şeyleri anlatıyormuş gibi bir hava estiriyordu? Bu kelimeyi içimde hissetmek, ona anlam yüklemek, bambaşka bir şeydi. Bu yazıyı yazarken, dedemin bu kelimeyi söylediği anı hatırladım. O an, o kelimenin bana bir şeyler fısıldadığını hissettim. İşte, “bilumum ne demek?” sorusu, birden hayatımın bir köşesine oturdu.

Bir An, Bir Kelime

O gün, kayıtsızca, dedemi dinlerken, bilumum kelimesi, bir anda zihnimde yankı yaptı. Dedemin kelimeleri öylesine ağır ve anlamlıydı ki, bu kelimenin içini araştırma gereği duydum. Bilumum kelimesi, Türkçeye geçmiş Osmanlıca bir kelimeydi. Ancak anlamı öyle basit bir tanımlamaya indirgenemezdi. “Bilumum” demek, her şeyin, her türlü işin, yani her şeyin tamamı demekti. Osmanlıca’daki kökeni de, aslında sadece dilde değil, bir kültürde varoluşun anlatımı gibiydi.

Bilumum kelimesinin Türkçeye nasıl geçtiğini düşündükçe, bu eski kelimenin içerdiği derin anlamlar beni bir kez daha sarstı. Dedemin kullandığı bu kelime, bir yandan onun geçmişe olan sevgisini, o nostaljik zamanları özlemesini de anlatıyordu. İçimde bir yerlerde, dedemin kullandığı o eski kelimelerin sıcaklığını, yaşanmışlıkların izini hissediyordum. O an, kelimenin hayatımıza nasıl sızdığını ve insanlara nasıl bir anlam kattığını düşündüm.

Bir Yokuş ve Bilumum

Bir yokuşun başında duruyordum, Kayseri’nin dar sokaklarından birindeyim. Tıpkı her günkü gibi, kafamda bir sürü düşünce dönüp duruyor. Bu yokuşu ilk kez çıkıyordum. Adımlarım biraz zorlanıyor ama bir şekilde ilerliyorum. İşte o an, zihnimdeki bir sorunun cevabı sanki o yokuşu tırmanırken önümdeki karanlık bir köşe gibi belirdi. “Bilumum,” dedim. Evet, dedem işte tam burada… “Bilumum” kelimesi gibi, her şeyin bir arada olduğu, her şeyin bir bütün olduğu bir dünya… Bir an, kafamda bir kapı aralandı.

Yokuşu tırmanırken, birden kafama düşen kelimeler, bana bir şeyler anlatmaya başladı. “Bilumum,” sadece kelime olarak değil, bir bütün olarak karşımdaydı. Zihnimdeki bu yokuşun her adımı, bu kelimenin bana anlattığı bir dersti. Yokuş ne kadar dik olursa olsun, aslında her adımda biraz daha büyüyordum. Bilumum, tıpkı hayatın bir yokuşu gibi, her türlü durumu, her türlü zorluğu kucaklayan bir anlam taşıyordu.

Ve o an dedemi bir kez daha düşündüm, çünkü o kelimeyi her söylediğinde, hayatın her yönünü kucaklayan bir anlayışı vardı. Onun dünyasında, her şey birbirine bağlıydı, tıpkı bu kelimenin anlamı gibi.

“Bilumum” ve Geçmişin Yansımaları

Bir akşamüstü, Kayseri’nin sıcağında yürürken, bir sokak çocuğu bana doğru yaklaşarak, “Bilumum işler böyle,” dedi. Duyduğum kelimeyi anlamadım ama tekrar etmesini istedim. Çocuk, bir sorunun cevabını veriyordu ama dilinde bir anlam kayması vardı. O an, sanki zamanın içine girmiş gibi oldum. Çocuğun kullandığı bu kelime, içimde farklı bir anlam katmanını harekete geçirdi. Dedemle geçen sohbetim tekrar kafamda canlandı. Bu kelimenin derinliklerine indikçe, aslında her şeyin bir zamanlar Osmanlı’dan gelen izlerle bağ kurduğunu fark ettim. Her kelime, her cümle, bir kültürün, bir geçmişin izlerini taşıyor.

Hani, bazen yalnızca bir kelime, seni geçmişe götürebilir. Sadece o kelimenin etrafında dönüp durmak, bir zamanlar kaybolan bir parçayı bulmak gibidir. Bu, bir arayıştır. Bu kelime de, o kaybolmuş anları, geçmişin soğuk, ama bir o kadar sıcak havasını bana tekrar hatırlatmıştı. O an, zamanın ne kadar hızlı geçtiğini ve “bilumum” gibi kelimelerin, aslında insanın hafızasında çok derin izler bıraktığını fark ettim. Geçmişin dokusunu kaybetmeden, o kelimenin içinde biraz daha yaşamaya çalıştım.

Sonuç: Bir Kelime, Bir Anı, Bir Duygu

Bir kelime bazen insanın ruhunda iz bırakır. “Bilumum” kelimesi bana yalnızca Osmanlıca bir anlamdan ibaret değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı, bir geçmişin izleri ve bir kültürün sesi gibi geldi. O gün yokuşu tırmanırken, dedemin söyledikleri, kaybolan kelimelerin sıcaklığı, zihnimde bir kez daha belirdi. “Bilumum,” her şeyin tamamı, her şeyin bir arada olduğu bir dünya…

Dedemin söylediği o kelime, bir anlam kayması yaparak bana hayatın karmaşıklığını hatırlatıyordu. Hayat, her yönüyle bir bütün, her türlü durumu kapsayan bir süreçti. Dedemle o eski günlerde geçen sohbetlerin, hayatın küçük anılarını ve dilin, kelimelerin ne kadar önemli olduğunu hatırlamamı sağladı. “Bilumum” dediğimde, belki de sadece kelimeyi değil, geçmişi, insanı, her şeyi bir arada hissediyordum. Bu kelime, bana hayatın ne kadar büyük bir anlam taşıdığını, her şeyin aslında birbirine bağlı olduğunu anlatıyordu.

“Bilumum,” bir zamanların, bir kültürün ve bir insanın ruhunun derinliklerini barındırıyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
elexbet girişbahis siteleribetexper güncel giriş